Mum Ateşi
Gecenin bir vakti… İstanbul’un ahşap evlerle dolu olduğu eski bir zamanda, alevler ve kargaşayla dolu bir sokak…
Telaşlı kalabalıkların ve yanan evlerin arasından genç bir kadın korku içinde koşarak geçer. Sokak boyunca sıralanmış bütün ahşap evler yanmaktadır. Kadın elindeki hırkayı sımsıkı tutarak yağan kara aldırmadan koşmaya devam eder. Üzerinde ince kıyafetler vardır. Biraz sonra yerdeki donmuş su birikintisinin üzerindeki buza basarak kırıp geçer.
Bütün bunların biraz öncesinde… Ahşap bir evin yatak odası…
Alevler içinde yanan ahşap pencerenin pervazından bir parça çatırdar. Dışarıdan telaşlı bir kalabalığın gürültüsü gelmektedir. Biraz sonra yanan parça yere düşer. Yatağında uyuyan kadın sese uyanır. Gözlerini tam açamadan etrafa bakınır. Açık duran pencereden içeriye alevler girmektedir. Telaşla yerinden fırlar. Hafifçe geriye çekilip pencereden içeri giren alevlere bakar. Alevler çoktan perdeye sıçramış içerideki eşyalara doğru ilerlemektedir. Rüzgar eser, perdeden kopan büyük bir parça yatağın üstüne düşer. Kadın korkuyla az ötedeki askılıkta duran hırkasını tuttuğu gibi kapıya koşar. Askılık arkasından devrilir. Kapıyı açınca odaya aniden duman dolar. Öksürmeye başlar. Yangın çoktan içeri girmiştir. Kadın hırkayla ağzını kapatmaya çalışarak koridora çıkar. Dumanların arasından öksürerek ilerlemeye çalışır. Durup etrafına bakınır.
Baba!
Kadın
Kadın karşıdaki odanın kapısını açar. Odanın içi duman doludur.
Baba!
Kadın
Koşarak merdivenlerden aşağı inmeye başlar. İnerken nefesi tükenir. Derin derin nefes almaya çalışır. Bir işe yaramaz. Yeniden öksürmeye başlar.
Gecenin aynı vakti… Eski ve sakin bir medrese…
Kadın koşarak avluya girer. Nefes nefese kalmıştır. Öksürmeye başlar. Durup derin derin nefes alıp verir. Birden etrafına bakar. Koşarken nereye geldiğini fark etmemiştir. Nerede olduğunu anlamaya çalışır. Soğuk bir rüzgar eser. Elleriyle kollarını sıvazlar. Hafifçe titrer. Soğuktan donmak üzeredir. Rüzgar eserken ürkütücü bir ses çıkartır. Kadın korkuyla sesin geldiği tarafa dönüp bakar. Korku dolu gözlerle etrafına bakınarak birkaç adım atar. Avludaki odalardan birisinin penceresinden ışık geldiğini görür. Hemen oraya gider.
Işığın geldiği oda… Her zamanki talebe odalarından… Sessiz ve sakin…
Bir adam rahlesine geçmiş, mum ışığında el yazması, kalınca bir kitabı okumaktadır. Üzerindeki kıyafetlerden fakir bir medrese öğrencisi olduğu anlaşılmaktadır. Odanın kapısı çalınınca başını kitabından kaldırıp kapıya bakar. Şaşırır. Yavaşça yerinden kalkıp kapıyı açar. Karşısında Kadın vardır.
Buyrun…
Adam
Kadın yangını tesiri geçmediğinden düzgün konuşamaz.
Be… Ben… Yangın…
Kadın
Kadın kendisini toparlamaya çalışır.
Benim kalacak yere ihtiyacım var.
Kadın
Anlayamadım. Burada mı kalacaksınız?
Adam
Yangın çıktı ve…
Kadın
Tamam… Pek tabi, haklısınız. Ama burada olmaz, kalamazsınız.
Adam
Kadın hiddetlenir.
Bu soğukta sokakta mı kalayım?
Kadın
Hayır. Kalmayın tabi. Ama burada da kalamazsınız. Başka bir yer…
Adam
Gidecek başka yerim olsaydı zat-ı âlinizi rahatsız etmezdim. Ayrıca gecenin bu vaktinde, bu soğukta hiçbir yere de gidemem.
Kadın
Kadın yarım açık duran kapıyı ittirip içeri girer. Adam’ın bir şey demesine fırsat kalmadan kapının hemen yanına çömelip oturur. Adam bir kadına bir dışarı bakar. Mecburen kapıyı kapatıp içeri girer. Yatağın yanında duran küçük şömineye kenardaki birkaç tahtayı atıp ateşi kuvvetlendirir.
İstersen burada ısınırsın. (başını şöminenin yanındaki yer yatağını işaret ederek) İstersen de şurada dinlenebilirsin.
Adam
Kadının yüzüne bile bakmadan rahlesine geri döner. Kitabını okumaya devam eder. Kadın önce şöminenin yanına gider. Ellerini kısa bir süre ateşe tutar. Dönüp adama bakar. Adam kitabın içinde kaybolmuştur sanki. Bir an korkar kadın. Etrafa bakınır. Yatağın hemen arkasındaki pencereden dışarıda yağan kara bakar. Dönüp tekrar adama bakar. Sonra yavaşça yatağa girer. Battaniyeyi üzerine alıp sımsıkı tutar. Gözleri uzaklara dalar. Sonra gözlerini korkuyla sımsıkı kapatır.
Gecenin ilerleyen saatleri
Olgun, yaşlıca bir ses; karanlığın içinden fısıldar.
Ayağına kadar gelmiş. Bu fırsatı kaçıramazsın.
Birinci İç Ses
Daha toy, çocukça bir ses onu destekler.
Ama kız çok güzel.
İkinci İç Ses
Adam eliyle kapattığı gözlerini açar. Yüzünü sıvazlar. Başını duvara doğru çevirir.
Kendi isteğiyle geldi. Sen çağırmadın. Unutma.
Birinci İç Ses
Adam başını öfkeyle sallar. Yeniden kitabına döner. Okumaya çalışır. Parmağını satırların altında gezdirir. Durur. Hafifçe başını kaldırıp az ötede battaniyeye sımsıkı sarılmış uyuyan kadına bakar. Sonra utanarak hızla gözlerini kaçırır. Yeniden kitaba döner.
Güzel işte. Onunla bir evlensen.
İkinci İç Ses
Sesleri susturmak için öfkeyle başını sallar adam.
Aptal olma. Sonsuza kadar bu kitaplarla yaşamayacaksın. Sen de insansın.
Birinci İç Ses
Gidip konuşsan. Sadece konuş ne olacak?
İkinci İç Ses
Adam yüzünü iki elinin arasını alıp sımsıkı kapatır.
Sen çağırmadın. O sana bir hediye. Senin nasibin. Kendi elinle tepiyorsun. Sonra ne olacak?
Birinci İç Ses
Adam öfkeyle bağıracak olur, kadını fark edip susar. Ellerini sımsıkı yumruk yapıp sıkar. Telaşla kendi kendine dua etmeye başlar.
Allah’ım n’olur yardım et! Allah’ım n’olur yardım et! Allah’ım n’olur…
Adam
Belki yardım ettiğin için seninle evlenir. Ama bu kılıkla olmaz ki. Biraz çekidüzen ver kendine. Saçlarını düzelt mesela.
İkinci İç Ses
Adam bir an durup kendi kılığına bakar. Sonra çatışmaktan yorulmuş bir halde kulaklarını elleriyle kapatıp kafasını kitabın içine gömer.
Tamam, bir şey yapma. Belki de sadece tanrı misafiridir. O zaman bari bir gidip ne ihtiyacı var diye sor. Ev sahibisin. O kadarını bari yap.
Birinci İç Ses
Adam yavaşça başını kaldırır. Kadına bakar. Üzerindeki battaniye açılmıştır.
Üşüyecek…
İkinci İç ses
Adam yerinden kalkmaya karar verir. Kalkmak için iki eliyle rahleye tutunur. Bir anda durur. Dönüp yeniden kadına bakar. Sonra yanındaki şömineye çevirir gözlerini. Ateş gürül gürül yanmaktadır.
Üşüyebilir yine de…
İkinci İç Ses
Yanına git. Üşümüyorsa, belki su ister.
Birinci İç Ses
Adam kararsız kalmıştır. Bir anda gözüne rahlesindeki mum ilişir. Ciddileşir, vazgeçip geri oturur.
Ne yaptın?!
İkinci İç Ses
Adam, muma öylece bakar. Karar vermiştir.
İki ateşten biri…
Adam
Parmağını tereddüt etmeden mum ateşine tutar. Yanana kadar çekmez. Sonra acıyla geri çeker.
Buna dayanamıyorsan, diğerine hiç dayanamazsın.
Adam
Kitabına geri döner. Birkaç satır okur.
Kadına kötü bir şey yap demiyorum ki. Sadece konuş. Belki izdivaç…
İkinci İç Ses
Bir aile kur kendine. Güzel bir kadınla… Seni reddedecek değil ya, mutlaka evlenirsiniz. Evleneceğin kadınla konuşmanda ne var ki? Masum bir konuşma sadece.
Birinci İç Ses
Adam yine öfkeyle başını çevirir.
Eninde sonunda bir kadın olacak hayatında. Neden bu olmasın? Hem beğendin işte. Çok güzel değil mi?
İkinci İç Ses
Adam öfkeyle derin bir nefes alıp verir. Dönüp yine muma bakar.
Kendine eziyet ediyorsun. Hiçbir mantığı yok.
Birinci İç Ses
Adam öfkeyle ikinci parmağını da ateşe tutar. Yanınca acıyla çeker. Yeniden kitabına döner. Üç sayfa daha okur. Yorulmuştur. Yavaşça arkasına yaslanır. Karşıya bakarken gözü kadına kayar.
Hoşlanıyorsun…
İkinci İç Ses
Adam hemen gözlerini kaçırır.
Uyuyor işte. Kimse bilmeyecek. Kimse gelmez bu saatte. Kimsenin ruhu duymaz.
Birinci İç Ses
Git sadece seyret onu.
İkinci İç Ses
Adam korkmaya başlamıştır. Nefes alış verişi gittikçe belirginleşir.
Elini tut.
Birinci İç Ses
Adam’ın gözleri korkuyla açılır.
Ya da tutma. Evet sadece seyret onu. Git ve seyret. Sabaha kadar uyanmaz bile.
Birinci İç Ses
Adamın kaşları çatılır. Korkusu öfkeye dönmüştür. Yeniden muma bakar. Öfkeyle avucunu ateşe sertçe bastırır.
Sabahın ilk ışıkları medrese odasının içine dolarken…
Adam yavaşça gözlerini açar. Rahlesinde uyuyaklamıştır. Dönüp yatağa bakar. Kadın çoktan gitmiştir. Yatağın üstünde battaniye yoktur. Adam ağrıyan boynunu tutarak başını kaldırır. Arkaya yaslanır. Boynunu ovmaya başlar. Bu sırada rahlenin üstünde duran kağıt parçasını fark eder. Güzel bir el yazısıyla yazılmış uzunca bir not vardır. Notu alıp okumaya başlar. Okurken Kadın’ın sesi kulaklarında yankılanır sanki.
Gece evinize o şekilde girdiğim için beni bağışlayın. Korkudan ne yapacağımı bilmiyordum. Özür dilerim.
Kadın
Geçen gece…
Kadın, medresenin bahçesinde, battaniyeye sarılmış evine doğru gitmektedir.
Siz uyurken bir kusur daha işledim. Gecenin ayazında evime dönmek için battaniyenize ihtiyacım vardı.
Kadın
Medrese…
Adam gözlerini kağıttan ayırıp yatağa bakar. Battaniye yoktur.
İzinsiz aldım, onun için de özür dilerim.
Kadın
Geçen gece…
Kadın, alevleri yeni yeni sönmeye başlamış evlerin arasından, kendi evine doğru gitmektedir.
En kısa zamanda geri göndermeye çalışacağım.
Kadın
Yanından, evlere su taşıyan insanlar hızla geçmektedir. Dönüp etrafa bakınır. Ateşi söndürmek için sıra olmuş elden ele su taşıyan insanlar vardır etrafta.
Aslında bu satırları size teşekkür etmek için yazıyorum. Zengin ve güçlü bir ailede büyüdüm. Hiç bir ateşle savaşmadan. İlk karşılaştığım ateş evimi aldı benden. Bense sevdiğim ne varsa arkamda bırakıp kaçtım.
Kadın
Kadın etraftra birini arar gibi bakınarak ilerlemeye devam eder. Üzgün gözlerini uzakta görünen bir eve çevirir. Kendi evidir bu, hâlâ yanmaktadır. Olduğu yerde kalakalır.
Siz öyle yapmadınız. Ne kaçtınız ne de ateşe teslim oldunuz.
Kadın
Kalabalığı yararak hızla evine doğru koşmaya başlar.
Sıradan bir medereseli… Biliyor musunuz, odanıza geldiğimde size ne olacağı umrumda bile değildi. Kendimi düşünüyordum sadece.
Kadın
Kadın kendi evinin önüne gelince durur. Öylece yanan evini izler.
Uyuyamadım. Bütün gece sizi izledim. Size güvenmiyordum.
Kadın
Yangına su taşımak için koşan çocuklardan biri kadına çarpıp geçer. Kadın hafifçe sendeler. Dönüp çocuğun arkasından bakar.
Ateşle savaşınızı gördüm. Kendi ateşinizle. Ateşi ateşle söndürdünüz. Bense bütün sevdiklerimi arkamda bırakıp kaçmıştım.
Kadın
Çocuğun gittiği tarafta kendisine seslenen bir adamı fark eder. Babasıdır bu. Sırtındaki battaniyeyi tutarak babasına koşar.
Bu gece sıradan bir medreseliden çok şey öğrendim.
Kadın
Ağlayarak baba kız birbirlerine sarılırlar.
İstediğinizi alabilirdiniz. Size gücüm yetmezdi. Üstelik sabah yangında her şeyimi kaybetmiş olacaktım. Ama almadınız. Ben hep istediklerim için savaştım. Her şeyi aldım.
Kadın
Ateşi söndürmek için diğerlerine yardım etmeye giden babasının arkasından bakakalır kadın.
Ama sıradan bir ateşe yenildim. Elde etmek için insanları çiğnediğim her şeyi alıp götürdü benden. Siz çok güçlüydünüz. Ne tuhaf ki bu gücünüze rağmen hiçbir şey almamışsınız.
Kadın
Kadın az ileride ağlayan başka bir kadını görür. Üzerinde ince bir elbise vardır. Üşüdüğü her halinden bellidir. Koşarak yanına gider.
Nasıl yaptığınızı hâlâ bilmiyorum. Sadece yapmam gerekeni biliyorum.
Kadın
Kadın sırtındaki battaniyeyi üşüyen kadının sırtına örter. Sonra dönüp ateşe su taşıyanlara bakar.
Sizin gibi savaşabileceğimi iddia edemem. Ama savaşacağım. Bütün kalbimle… Kendime rağmen…
Kadın
Kadın koşarak su taşıyanların yanına gider. Su kovasını kaldırmaya çalışan yaşlı bir kadının elinden kovayı alıp zar zor, sıra olup ateşe su taşıyanlara götürmeye başlar.
Sabah olmuş, alevler yerini küllere bırakmıştır artık. Kadın, babasının koluna girmiş, bahçe kapısından eve doğru gitmektedir. Babası durup umutsuz gözlerle eve bakar. Kadın onun hâlini fark edince eliyle kolunu sıvazlayıp ona gülümser.
Bana savaşmayı öğrettiğiniz için size tüm kalbimle şükranlarımı sunuyorum.
Kadın
Medrese…
Adam ellerini yavaşça kucağına indirir. Kağıt öylece üzerinde kalır. Başını duvara yaslar. Gözleri rahlenin üzerinde hâlâ yanmakta olan muma dalıp gider. Sonra bakışlarını kucağında öylece duran eline çevirir. Avucunu açar. Elinin her yeri yanık yaralarıyla doludur. Avucunu sımsıkı kapatır.